SEARCH RESULT

Year

Subject Area

Broadcast Area

Document Type

Language

6 results listed

2018 A STUDY ON COMMUNICATIONS BASED TRAIN CONTROL (CBTC) SYSTEM AND ITS BENEFITS

Rail transportation is very important for sustainable transportation due to its safety, reliability, high capacity and energy efficiency. Urban rail transit have received rapid development around the world especially in developed and developing countries such as Turkey, in recent years. Urban rail transit is faster, safer and more comfortable and it has also high capacity thanks to CBTC system. That’s why, the demand for urban rail transit is increasing faster and lots of urban rail transit projects are constructed in specially big cities in order to reduce traffic and improve public transport quality. Therefore, in the future, as the use of urban rail transit increases, the importance and using of CBTC system will also increased. In this study, we will present a definition, principles and working mechanism of CBTC system. We will also try to show the subway lines which used CBTC systems from Asia, Europe and America and finally we will mention about advantages of this system with the example of CBTC system used in Marmaray.

International Symposium on Railway System Engineering
ISERSE

Taha YÜKSEL Zübeyde ÖZTÜRK

388 212
Subject Area: Materials Science Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2018 DEMİRYOLU GÜRÜLTÜSÜ VE BARİYERLERİN GÜRÜLTÜYÜ AZALTMA ETKİSİNİN İNCELENMESİ

Gürültü, insanlar üzerinde fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara neden olan önemli bir etkendir. Gürültünün pek çok kaynağı olmakla beraber, ulaşım kaynaklı gürültüler de önemli gürültü kaynakları arasındadır. Demiryolu gürültüsü de devamlılığı olmayan, zamana bağlı olarak değişen kesikli bir gürültü tipidir. Ülkemizde demiryolu yatırımlarının artmasıyla birlikte, demiryolu gürültü sorunu da önlem alınması gereken önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, demiryolu gürültü nedenleri ve alınması gereken önlemler, demiryolu gürültü yönetmeliği çerçevesinde incelenmiş ve gürültü bariyerleri hakkında da bilgi verilmiştir. Son bölümde ise Arifiye Tren İstasyonu çevresinde yapılmış gürültü ölçümleri, gürültü bariyerleri yapılması halinde oluşması beklenilen değerler ve gürültü bariyerleri imalatları yapıldıktan sonraki ölçümler karşılaştırılarak, gürültü bariyerlerinin etkisi ortaya konulmuştur. Noise is a major influence on people causing physical and psychological disturbances. Along with being a source of noise, transportation noise is one of the important noise sources. Railway noise is a type of intermittent noise that changes depending on the time without continuity. Along with the increase in railway investments in our country, railway noise problem is also an important problem that needs to be taken into consideration. In this study, the reasons of railway noise and the precautions to be taken are examined in the framework of railway noise regulation and information about noise barriers is also given. In the last section, noise measurements made around Arifiye Train Station, values expected to occur if noise barriers are made, and measurements after noise barriers manufacturing are made compared to show the effect of noise barriers.

International Symposium on Railway System Engineering
ISERSE

Tahar Hassaine Daouadji Zübeyde ÖZTÜRK

324 703
Subject Area: Materials Science Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2018 HAFİF RAYLI SİSTEMLERDE KÖPRÜ VE BALASTSIZ HAT GEÇİŞ BÖLGELERİNİN ÖRNEK BİR ÇALIŞMA İLE İNCELENMESİ

Demiryollarında açık hattan köprü/viyadük yapılarına geçiş bölgeleri; demiryolunda ani yapısal değişimlerin gerçekleştiği bölümlerdir. Meydana gelen bu ani değişim; zamanla üstyapı ve altyapı elemanlarında bozulmalara, dinamik yüklemeye, zemin oturmalarına ve yüksek maliyetli bakım ihtiyacına sebep olmaktadır. Demiryolu köprüleri genellikle derin temellere sahip, minimum düzeyde oturma yapan, rijit yapılardır. Fakat bu köprülerin yaklaşım bölgeleri, tekrarlayan tekerlek yüklerine maruz kalan dolgu zeminler üzerinde bulundukları için zamanla köprü ile bu dolgu zeminler arasında düşey seviye farklılıkları oluşmaktadır. Demiryolu geçiş bölgelerinde karşılaşılan en büyük sorun bu ani düşey seviye farklılıklarının yarattığı dinamik yükleme etkisidir. Bu yüzden mümkün olduğunca yavaş ve kademeli bir rijitlik değişimi istenmektedir. Demiryolu geçiş bölgelerinde ortaya çıkan sorunlar için alınabilecek önlemler iki ana kısımda incelenebilir. Bunlardan ilki altyapıda ve zemin elemanlarında alınan önlemlerdir. Diğer bir yöntem ise üstyapı elemanlarında yapılacak değişikliklerdir. Bu sunumda geçiş bölgelerinde altyapı iyileştirmesinde kullanılan en yaygın iki yöntemin (teknik blok ve yaklaşım plakası uygulaması) sonlu elemanlar analizi ile irdelenerek sağladığı faydalar incelenmiştir. Çalışmada hiç bir iyileştirme yöntemi kullanılmayan durumalarda oluşan oturmalar ve iyileştirme yöntemleri uygulandıktan sonraki değerler karşılaştırılmıştır. İrdeleme sonunda; kullanılan yaklaşım plakası ve teknik blok yöntemlerinin zemin oturma eğilimini engellemeye yönelik ciddi bir katkı yaptığı ve hattaki seviye değişimlerini istenen düzeyde tutmaya yardımcı olduğu gözlemlenmiştir Transition zones between open track and bridge structures in railway are affected by abrupt structural changes. According to these changes; settlements, dynamic load effects, rail structure deteriorations and high maintenance costs are occurred. Railway bridges have deep foundations and with this regard they have nearly rigid structure and have low settlements. The stiffness changes in these areas are demanded as slightly as possible to reduce effect of elastic track deflections which cause dynamic loads and localized degradation. Otherwise both drive comfort and safety are affected negatively. Deformations that sourced by different settlements in transition zones cause high cost of maintenance. In order to prevent these affects; there are two major types of solution. These methods can be categorized as “modifying substructure and subgrade elements” and “modifying superstructure elements”. In this paper, reasons of problem and remedial methods are listed in order to analyze their contribution to reduce effects. For this aim, two major effective methods (approach slab and technical block) are investigated by using finite element method with computer models and results are compared with open track situation with no any preventive improvement. According to study, open track without any improvement and transition track to bridge approach models demonstrates settlements. However, it is observed that both used improvement methods (technical block and approach slab) have good performances in order to prevent different settlement of ballastless track.

International Symposium on Railway System Engineering
ISERSE

Fahrettin Ersin ERBAŞ Zübeyde ÖZTÜRK

382 341
Subject Area: Materials Science Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2018 İYİLEŞTİRİLEN VE YENİ YAPILAN YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLLARININ KARŞILAŞTIRILMASI

Dünya’da teknolojinin ilerlemesi, seyahat imkanlarının artması, ticaret hacminin büyümesi, üretimin belirli bölgelerde yoğunlaşması gibi nedenler taşıma kapasitesi yüksek, enerjiyi diğer ulaştırma sistemlerinden daha verimli kullanan ve yapılan çalışmalarla yüksek hızlara imkan veren sürdürülebilir bir ulaştırma sistemi olan demiryollarına olan yatırımları arttırmıştır. Geçmişte demiryollarının ulusal düzeyde kalması geride bırakılmış ve uluslararası hatlar yapılmaya başlanmıştır. Uluslararası demiryollarının yapılması beraberinde yüksek hızlı demiryollarında farklı ekartman genişlikleri, geometrik özelliklerin farklı sınır değerlerinin giderilmesi gibi durumları beraberinde getirmiş ve uluslararası geometrik standartlarla birlikte entegre bir demiryolu ağı oluşturmayı hedef olarak belirlemiştir. Pahalı ve uzun ömürlü yatırımlar olan demiryollarının yapım şekli önem kazanmaktadır. Düşük hızlarla işletim yapılan konvansiyonel demiryolu hatları günümüzde ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Bu mevcut hatlar geometrik özelliklerinin iyileştirilmesiyle yüksek hızlı demiryolu işletim potansiyeli olan hatlardır. Demiryolu yapılması planlanan bir bölgede mevcut hat bulunmakta ise TSI ve CEN’de hem yeni yapılan hem de iyileştirilen hatlar için belirlenen geometrik standartlarla oluşturulacak alternatif güzergahlar fizibilite sürecinde iyi irdelenmeli ve yapım şekline karar verilmelidir. Bu çalışma kapsamında iyileştirilen ve yeni yapılan yüksek hızlı demiryollarının bu iki uygulama şekli için standartlarda tanımlanan geometrik özelliklerin ve örnek çalışmalar üzerinden bu iki uygulama şeklinin karşılaştırılması yapılmıştır. Transportation demand in worldwide increased by the reason of technological progress, raise of transportation opportunities for people, growth of trading volume and concentration of production in certain places worldwide. Railway investments growth around the world, as a solution of increasing trade goods quantity and increasing number of passenger transport. Railways’ advantages were became more distinguished after development of high-speed technology. In 20th century, countries considered railways as national transportation systems, but in 21th century, railway networks became international. As a consequence of that, railway organizations overcame different national track design parameters for integrated railway network. As a result of railway construction costs and being long-lived investments, construction type become important. Low speed operated railway lines could not satisfy the modern-day’s needs. Most of existing lines are capable of upgrade and has potential for high speed. If there is an existing line in planned area for railway construction, at least two alternative routes should be created for feasibility report by considering geometric standards of both newly built and upgraded high speed lines defined in TSI and CEN. Also construction type should be chosen carefully by considering results. A comparison was made between upgraded high-speed lines and newly built high-speed lines based on geometrical specification differences in this study.

International Symposium on Railway System Engineering
ISERSE

Nuri Erdem Çoban Zübeyde ÖZTÜRK

328 721
Subject Area: Materials Science Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2018 RENEWABLE ENERGY AND MONORAIL TRANSPORTATION SYSTEM

Son 20 yılda Türkiye’deki kent nüfus sayısının neredeyse iki katına çıkmış olması yoğun yerleşim bölgeleri oluşmasını sağlamıştır ve bu da ulaşım ihtiyaçlarındaki artışı doğurmuştur. Şehirlerdeki hızlı büyüme ve nüfus artışından çok daha hızlı meydana gelen araç sayısındaki artış özellikle büyük şehirlerde trafik sıkışıklığı, gürültü kirliliği, hava kirliliği gibi sorunların artmasına neden olmuştur. Fosil yakıtlarla işletilen konvansiyonel karayolu toplu taşıma araçlarının gerek çevre kirliliğini arttırdığı gerek yeterli güvenilirlik, konfor, hız sağlayamadığı için efektif çözüm olmadığı görülmüştür. Bu sorunlara bir çözüm olarak monoray sistemi incelenmiş ve mevcut toplu taşıma seçenekleri ile karşılaştırılmıştır. Monoray hatları işletilmesinde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ile işletme maliyetlerinin çok daha ekonomik hale getirilebilir olduğu ve çevre dostu bir çözüm olabileceği görülmüştür. Türkiye gibi güneşlenme süresi yüksek ve güneş enerji potansiyeli fazla olan ülkeler için yükseltilmiş yollardan işletilen monorayların çok daha avantajlı olabileceği öngörülmektedir. Monoray hatları metrolar gibi yer altından gitmedikleri için ve istasyonları da yer üstünde olduğundan gerek istasyonlar gerek monoray araçları direk güneş ışığı alabilmektedir. Güneş enerjisini istasyonlarda ve monoray araçlarında etkin bir biçimde kullanarak ciddi yararlar sağlamak mümkündür. Monoray araçlarına güneş enerji panelleri yerleştirilerek monoray işletme enerjisinin dışa bağımlılığını azaltarak işletme maliyetlerinin de azaltılabileceği öngörülmüştür. In later years, with almost doubling the population density led to formation of new residential areas and this caused an increased need of transportation. Having said that, faster increment of individual vehicle number than population growth causes some problems such as traffic jam, noise pollution, air pollution etc. Since conventional highway public transport systems increase environmental pollution, as well as cannot provide enough security, comfort and speed, they are not an effective solution. As a solution to these problems, monorail transportation system has been evaluated and compared with conventional transportation systems. Using renewable energy to operate monorail system seems to lower the operation costs, therefore makes it an economical and environment friendly solution. For countries like Turkey that receives lots of insolation therefore having big potential of producing solar energy, elevated monorail systems can be really advantageous. Since monorail systems goes along an elevated railway and its stations are also above-ground, both monorail itself and its stations receive insolation. Using solar energy at stations and monorail system can yield serious benefits. By implementing solar panels on monorails and stations, it is possible to forsee the decreased dependence for outside sources for monorail operation energy and operation costs can be lowered.

International Symposium on Railway System Engineering
ISERSE

Enfal Anıl Çalış Zübeyde ÖZTÜRK

345 339
Subject Area: Materials Science Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English
2018 YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU GEÇİŞ BÖLGELERİNDE ZEMİNE İLİŞKİN ÖNLEMLER

Balastlı üstyapının alternatifi olan rijit üstyapı, balast tabakası yerine daha az şekil değiştiren beton, betonarme ya da asfalttan yapılan taşıma tabakalarının kullanıldığı bir demiryolu üstyapı türüdür. Bakım gerekliliği ve bakım maliyetinin balastlı üstyapıya göre oldukça düşük olması nedeniyle, giderek önem ve yaygınlık kazanmaktadır. Altyapıda zamanla oluşacak oturmalara karşı balastsız yolun adaptasyonunun oldukça az olması önemli bir dezavantajıdır. Yüksek hızlı demiryolunda hız faktörü nedeniyle, altyapı kalitesi çok daha önemlidir. Balastlı hattan rijit hatta geçiş bölgeleri, demiryolu hattının düşey rijitliğinin birdenbire değişiklik gösterdiği bölgelerdir. Geçiş bölgeleri uygun düzenlenmezse, oldukça sık bakıma ihtiyaç duyulur. Yeterli bakım uygulanmadığı durumda da üstyapıda hasarlar ortaya çıkabilir. Balastsız demiryolu hatlarındak altyapı rijitliğinin değişimi, düzgünce sertten yumuşağa doğru ya da yumuşaktan serte doğru farklı oturma davranışlarına ve rijtiliklere uygun olarak değişmelidir. Rijitliği köprü gibi yüksek yapılar ile rijitliği düşük dolgu gibi yapılar arasındaki oturma farklılıkları özel geçiş alanları kullanılarak azaltılmalıdır. Bu nedenle köprü, viyadük, tünel gibi yapılar bir dolguda süreksizlik ortamı olarak tanımlanır. Hattaki rijit ve daha az rijit yapılar arasındaki taban zeminini iyileştirmek, düzgünleştirilmiş geçiş bölgesi için çok önemlidir. Rigid superstructure, which is an alternative to ballasted superstructure, is a type of railway superstructure used for transportation platforms made of concrete, reinforced concrete or asphalt instead of ballast layer. Maintenance necessity and maintenance costs are becoming increasingly important and prevalent due to their relatively low cost compared to ballasted superstructure. It is a significant disadvantage that adaptability of the non-ballasted way against the subsidence that will occur over time in the infrastructure is very low. Due to the speed factor in the high-speed railway, the quality of the infrastructure is much more important. The transition zones from ballasted line to rigid line are zones where vertical rigidity of the railway line suddenly changes. If the transition zones are not properly arranged, frequent maintenance is needed. Damage to the superstructure may also occur if adequate maintenance is not carried out. The variation of the rigidity of the infrastructures in railroad tracks without ballast should be changed according to the different subsidence behavior and rigidity changes from hard to soft or from soft to hard. The subsidence differences between high structures such as rigid bridges and structures such as rigidity and low fillings should be reduced using special transition areas. For this reason, structures such as bridges, viaducts and tunnels are defined as a medium of discontinuity in a fill. Improving the base ground between the rigid and less rigid structures is very important for the smooth transition zone. Special transitional arrangements are needed at every point where rigidity is discontinuous. Usually on high speed lines; it is necessary to arrange transition zones between soil structure-bridge, soil structure-tunnel or channel, soil structure-culvert. In order for the same subsidence behavior to take place in the bridge structure and in the construction of the ground works, both must have the same type of foundation. A measure should be developed that reduces the rigidity difference between the lines found at the end of the concrete slab bottom surface and the foundation ground underneath the tunnels and ballast lines is built on the elastic layer. The study focuses on the different applications in the high-speed line infrastructure that can be done in the rigid structure/ground or ground/rigid structure transition areas for different types of grounds, and measures related to grounds that reduce the need for maintenance

International Symposium on Railway System Engineering
ISERSE

Zübeyde ÖZTÜRK Onur Öztürk Erkan Bozkurtoğlu

378 669
Subject Area: Materials Science Broadcast Area: International Type: Oral Paper Language: English